CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Artık biz Tayyip Erdoğan’dan bakan değişikliği istemiyoruz. Biz Tayyip Erdoğan’dan emekliye zam, asgari ücrete düzenleme, çiftçiye destek, hiçbir şey istemiyoruz. Bir tek şey istiyoruz. Sandık gelecek, AK Parti’nin kara düzeni bitecek, halkın, emekçinin, bu milletin iktidarı başlayacak. Bu koca meydandan sesleniyorum. O sandık gelecek, bakan evlatlarının devri bitecek, vatan evlatlarının devri başlayacak. Tayyip Erdoğan’dan kurtulmadan önce artık bunların hiçbirinden Türkiye’nin kurtulma ihtimali kalmamıştır” diye konuştu.
Haber: Çağatan AKYOL – Kamera: Umut Emre GÖKBULUT
(KOCAELİ) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Artık biz Tayyip Erdoğan’dan bakan değişikliği istemiyoruz. Biz Tayyip Erdoğan’dan emekliye zam, asgari ücrete düzenleme, çiftçiye destek, hiçbir şey istemiyoruz. Bir tek şey istiyoruz. Sandık gelecek, AK Parti’nin kara düzeni bitecek, halkın, emekçinin, bu milletin iktidarı başlayacak. Bu koca meydandan sesleniyorum. O sandık gelecek, bakan evlatlarının devri bitecek, vatan evlatlarının devri başlayacak. Tayyip Erdoğan’dan kurtulmadan önce artık bunların hiçbirinden Türkiye’nin kurtulma ihtimali kalmamıştır” diye konuştu.
CHP’nin Silivri’de tutuklu bulunan cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’na özgürlük ve erken seçim talebiyle düzenlediği “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinglerinin 91’incisi Kocaeli’nin İzmit ilçesinde düzenlendi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, şöyle konuştu:
“Bu şehir yakın tarihte bütün Türkiye’yi kahreden olaylar yaşadı. Bunlardan bir tanesi Dilovası’nda denetimsiz, kaçak bir iş yerinde altı emekçimiz can verdi. Tuğba Taşdemir, Nisa Taşdemir ve Cansu Esatoğlu çocuk işçilerdi. Asgari ücret dahi almıyorlardı. SGK girişleri, yangından sonra, yangın günü yapılmaya çalışıldı. Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarında 36 bin 626 emekçi, düşünün 36 bin, koca bir ilçe iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. 836 çocuk işçi sadece son 13 yılda hayatını kaybetti. Dilovası’ndaki üç çocuk işçinin kaybı bir kez daha konuya dikkatleri çekti. O facianın altından da AK Parti’nin kara düzeni çıktı.
Burada altı işçinin yandığı o kaçak işletmenin ardından daha önce Meclis’e kolonya veren firmanın akrabaları, aynı kişinin yeğenleri, kuzenleri çıktı. O günlerde ‘soruşturma nereye varırsa varsın’ diyorlardı. 104 gün geçti. Hala kamu görevlisi yok. Yanan yerle ilgili kamu görevlilerinin yargılanmasına yönelik yapılan başvuruların hiçbir tanesine cevap alınamıyor. Bina İŞKUR binasının yanı başındaydı. 10 adım atılsa kaçak işçiler tespit edilirdi. Mahalleliler çocuklar çalışıyor diye gördü. CİMER’e başvurdular ama buna göz yumdular. 104 gündür İŞKUR’un dibinde yaşanan bu felaket örtbas edilmeye çalışılıyor.
Gebze’de de büyük bir acı yaşadık. Metro inşaatının yarattığı sarsıntıdan dolayı bir bina çöktü. Dört canımız hayatını kaybetti. Bu iktidarın en çok kızdıkları mühendisler, mimarlar, akademik odalar. Bunlar iktidarın arka bahçesi değil. Doğruya ‘doğru’ der, yanlışa ‘yanlış’. Bir zaman, örneğin asansörlerle ilgili, partimizin bazı belediyeleri yanlış karar vermiş, bizi de eleştirdiler. Çağırdık, dinledik, doğrusunu söyledik, doğruya döndük. Bunların işi doğruyu söylemek ve makine mühendisleri, bu iktidarın kızdığı, yetkilerini kıstığı makine mühendisleri, bu faciadan önce demişler ki ‘bu metro inşaatı tehlikeli, evler çökebilir, hayati tehlike var.’ Onu dinlememişler.
“Sandık gelecek, AK Parti’nin kara düzeni bitecek bu milletin iktidarı başlayacak”
Biz bunları ifade edince Ulaştırma Bakanı’nın ilk açıklaması, ‘Bizimle ilgisi yok’ oldu ama arkadan ön inceleme raporu çıktı. Bütün mahalleyi boşalttılar. Onlarla ilgisi var. Yenileri de çökebilir. 155 gün oldu. Rapor yok ortada ve Ulaştırma Bakanı hala görevde. Öyle bir memleket ki, kuvözdeki yeni doğan bebekleri öldürürler, göreve devam. Otel yanar Kartalkaya’da, sorumlu bakan göreve devam. Attığı her adım bir felaket, tarihteki en büyük rezalet, Milli Eğitim Bakanı göreve devam. İstanbul’daki seyyar giyotin gelmiş Ankara’ya, Türkiye’deki adaletin başını vurmaya… Elle tutulacak tarafları yok. Artık biz Tayyip Erdoğan’dan bakan değişikliği istemiyoruz. Biz Tayyip Erdoğan’dan emekliye zam, asgari ücrete düzenleme, çiftçiye destek, hiçbir şey istemiyoruz. Bir tek şey istiyoruz. Ne istiyoruz? Sandığı istiyoruz. Sandık gelecek, AK Parti’nin kara düzeni bitecek, halkın, emekçinin, bu milletin iktidarı başlayacak. Bu koca meydandan sesleniyorum. O sandık gelecek, bakan evlatlarının devri bitecek, vatan evlatlarının devri başlayacak.
Ülkenin cumhurbaşkanını, yürütmenin başını istifaya davet ediyorsunuz. Sonuna kadar haklısınız. Niye? Çünkü ‘ben biliyorum’ diyor. ‘Sorumlusu benim, ben’ diyor. O zaman Dilovası’nın da sorumlusu sensin. Gebze’deki olanın da sorumlusu sensin. Bu kadar açlığın, yokluğun, yoksulluğun, işsizliğin, susuzluğun, elektrik kesintisinin de sorumlusu sensin ve Tayyip Erdoğan’dan kurtulmadan önce artık bunların hiçbirinden Türkiye’nin kurtulma ihtimali kalmamıştır. Tayyip Erdoğan, rekortmen, beş madalyası var. Yönettiği Türkiye yoksullukta, yüksek enflasyonda, yüksek faizde, işsizlikte, gelir ve vergi adaletsizliğinde Avrupa birincisi. Beş madalya, beşi bir yerde takmış boynuna. Beş kara madalya boynunda ama buradan kendine sesleniyorum. Meydanlar, meydanlar Türkiye’nin dört bir yanında sandık istiyorsa, seçim istiyorsa, ‘istifa’ diye inliyorsa artık düşeceksin bu milletin yakasından. Başka yolu kalmadı.
“Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidarında asgari ücret bugünkü parayla 39 bin lira olacaktır”
Açlık sınırı 31 bin lira. Yoksulluk sınırı 102 bin lira. En düşük emekli maaşı 20 bin lira. Asgari ücret 28 bin lira. Ortalama çiftçi geliri 19 bin 700 lira. Bir ülke emeklisine nasıl davranıyorsa o kadar medenidir. Yıllarca çalış, çabala, didin, vergi ver. Günü gelince ‘hadi sen artık eve. Yeter çalıştığın. Biz sana bakacağız’ de. Sonra da en düşük emekli maaşını 20 bin lira yap. Beş emekli bir araya gelse yoksulluk sınırını geçemiyor. Dört asgari ücretli ancak bir yoksul edebiliyor. Bugün 28 bin lira asgari ücretle geçinmek mümkün değildir. Ancak asgari ücret, alan için çok düşük, veren için yüksek bir hale gelmiştir. Bunun için asgari ücretli çalıştıran 10 kişiye kadar çalıştıranlara 10 bin 600 lira diye önerdiğimiz, hem asgari ücreti 39 bin lira yapacak, hem de maliyetleri işverenin sırtından alacak tekliflerimiz Meclis’te beklemektedir.
CHP iktidarında asgari ücret bugünkü parayla 39 bin lira olacaktır. Ancak 10 bin lira sosyal güvenlik desteklemesiyle bu yük işverenin, bilhassa KOBİ’lerin, küçük işletmelerin, esnafların sırtından alınacaktır. En düşük emekli maaşı bir asgari ücret olacak. Daha sonra bu iktidardan önce olduğu gibi bir buçuk asgari ücret seviyesine çıkarılacaktır. Tarımda hak edilen destekleme beşken bir verilmektedir. Kanunda yazan desteklemenin beşte biriyle çiftçiler perişan edilmektedir. Çiftçide, emekçide, emeklide para olmayınca esnaf da, toplumun tüm kesimleri de çok zor durumda kalmaktadır. En düşük emekli maaşı 20 bin lira, ortalama emekli maaşı da 23 bin liradır. Oysa daha bundan 7 yıl önce en düşük emekli maaşı, ortalama emekli maaşının yüzde 60’ı kadardı. Bu hesapla bugün ortalama emekli maaşı 32 bin lira olması gerekirken 23 bin liradır. Bu iktidar bütün emeklileri en aşağıda birleştirmiştir. Emeklileri kola kutusu gibi ezip bu hale getirmiştir. Bundan sonra en düşük emekli maaşı istisna olacaktır. Asgari ücret, sadece bir yıl alınan, kıdemle birlikte hızla uzaklaşılan bir maaş olacaktır.
“Örgütlenmenin, sendikalaşmanın önündeki bütün engeller kaldırılacak”
Bugün Türkiye’nin yüzde 55’i asgari ücret ya da hemen üstünde maaş almaktayken Almanya’da bu rakam yüzde 6, Avrupa ortalaması da yüzde 9’dur. Asgari ücret, temel ücret olamaz. Ortalama ücret olamaz. Asgari ücret çok düşük bir istisna ücretidir ve buradan Kocaeli’den ilan ederiz ki Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında örgütlenmenin, sendikalaşmanın önündeki bütün engeller kaldırılacak. Bütün işçiler grevli, toplu sözleşmeli sendikal haklara kavuşacaktır. İşçilerin tamamının bu güvencede olduğu noktada iş barışı da, işverenle işçi arasındaki uyum da devlet eliyle en iyi şekilde koordine edilecektir. CHP olarak alın terini en yüce değer olarak görüyoruz. CHP olarak işverenlerimizi, müteşebbislerimizi, sanayiciyi, yatırımcıyı bir düşman olarak değil; önündeki engellerin kaldırılacağı, doğaya, çevreye ve emeğe saygılı şekilde çalışıp, devletten en büyük desteklemeleri görüp, çok daha fazla kazanıp, çok daha adil bölüşeceğimiz bir düzeni hep birlikte kuracağız. Şunu herkes bilsin ki, öğrenci kurtulmadan polis kurtulmaz. Emekli kurtulmadan emekçi kurtulmaz. Çiftçi kurtulmadan esnaf kurtulmaz. Çünkü kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz.”
(SÜRECEK)
Bursa Perspektif ile Bursa’nın nabzını anbean takip edin. Gündemden siyasete, ekonomiden şehir yaşamına, kültür-sanattan yerel etkinliklere kadar Bursa’ya dair en güncel gelişmeleri tek adreste keşfedin. Şehrin ritmini yakalayın, hiçbir detayı kaçırmayın.
Yorum Yap